Dokuzuncu Harciye Koğuşu

KİTAP : Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

YAZARI : Peyami SAFA

BASIM YILI : 1999

BASIM YERİ : Ötüken kitapevi



KİTABIN ÖZETİ :

Kitabın kahramanı 14-15 yaşlarında genç bir delikanlıdır. Bu delikanlı çok sıhhatsiz hasta biridir. Dizindeki bir rahatsızlıktan çok ızdırap çekmektedir. Yarasının devamlı ağrı ve akıntı yapması nedeniyle sürekli olarak hastaneye pansumana gitmektedir. Delikanlı annesiyle birlikte eski bir evde oturmaktadır. Bu ev onların hayatlarının geçtiği yerdir.
Dizindeki yarasını, tanıdığı bir doktor olan Mithat Bey’e göstermek ve Paşa akrabasını ziyaret etmek için Erenköy’e gider. Erenköy’deki köşk, yeşillikler içerisinde bahçesinde havuzu olan çok güzel bir yerdir. Yazarın akrabası olan Paşa, yazara değer veren eski bir emeklidir. Yengeyse yazara içten içe kızan birisidir. Nüzhet’e gelince yazarın aşık olduğu ancak hiçbir zaman sevdiğini söyleyemeyeceği paşanın kızıdır.
Erenköy’de Nüzhet’le geçirdiği günler hem çok güzel hem de üzücüdür. Burada bulunduğu süre içinde Nüzhet’I, Ragıp adında bir doktorun istediğini öğrenir.Yenge Nüzhet’i isteyen Dr. Ragıp’a hemen söz kesilmesi taraftarıdır. Nüzhet ise bu konuda ne düşündüğünü belli etmemekte adeta yazarın duygularıyla oynamaktadır. Yengesinin Nüzhet’e mikrop geçebileceği uyarını duyan yazar evine dönmeye karar verir. Bir yandan yaralarının ve ağrılarının artması bir yandan manevi üzüntüleri yazarın sık sık doktora gitmesine neden olur.
Dr. Mithat bu konuda onun en büyük yardımcısıdır. En kötü zamanlarında hep o yanındadır. Nihayet bir gün korktuğu başına gelir ve bacağının kesileceğini öğrenir. Çok üzülmüştür. Bacağının kesilmesini istememektedir. Başka bir doktor bacağının kesilmeden kurtulabileceğini söyler ama bunun için birden fazla ameliyat gerektiğini belirtir. Yazar bunu hemen kabul eder ve hastaneye yatar. Ameliyat günü gelmiştir. Sonuçta bacağı kesilir. Artık o sakat bir insandır. Bunu düşünmek hayatı daha zor hale getirmektedir. Bu arada Nüzhet’in düğün davetiyesi gelmiştir. Dr. Ragıp Bey’le evlenme kararı vermiştir ve evlenip Berlin’e gidecektir. Yazarın da hastaneden taburcu olma günü gelmiştir. Yaşam onu iyice korkutmaktadır. Ancak kuvvetli olması gerektiğini düşünmektedir. Hastaneden çıkma günü gelir, yanında yine annesi, Dr. Mithat Bey ve arkadaşı vardır. Bu odada daha bir çok kişilerin ızdırapla inleyeceklerini düşünerek hastaneden ayrılır.

D:KİTAPTAKİ ŞAHISLAR :

Çocuk : Kitabın kahramanı onbeş yaşındaki çocuktur. Adı belirtilmemiştir.

Paşa : Subay emeklisi,yaşlı bir insandır. Yazarı çok sevmektedir. Yazar küçükken bile onun bir konuda ki düşüncelerine önem verir.

Nüzhet : Ondokuz yaşında güzel bir genç kız. Yazar bu kızla beraber büyümüş fakat hikayede bu kıza aşık olduğunu görüyoruz.

Mithat bey : Yazar’ın arkadaşı ve doktor. Yazara zor günlerinde en çok yardım eden kişidir.

Ragıp Bey : Uzun boylu, sarı saçlı biridir. Doktordur. Nüzhet bu kişiyle evlenmeyi tercih etmiştir.




E: KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM :

Bu kitap, yalnız ve hasta bir çocuğun ızdırabını, çocukca aşkını ve kıskançlığını mesud olmak isteyen bir genç kızın temiz sevgisini, her insanın başına gelebilecek bi urumu anlatmasını yönünden fevkalade güzel bir kitap.
Ama kitabın kısa oluşu eksi yönü.böyle güzel bir hikayenin daha uzun olması gerekirdi.

F: YAZARIN HAYATI VE ESERLERİ : (1899-1961) Türk edebiyatında ruh inceleyici roman tarzının kudretli ustası olan Peyami Safa İstanbul’da doğdu. Serveti Fünun şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. Annesi Server Bedia Hanımın ismini, sonradan sırf geçim endişesi ile yazdığı eserlerinde, biraz değiştirerek mahlas olarak kullanmıştır.
Sivas’ta sürgün bulunan babasını, iki yaşında kaybetti. 9 yaşında bütün ömrünce etkileri görünen bir hastalığa tutuldu. Hem bu hastalık hem de annesini geçindirmek zorunda olması, düzenli okul öğrenimine engel oldu. 13 yaşında ilk kalem denemelerine ve çalışmaya başladı 15-19 yaşları arasında öğretmenlik yaparken Fransızca da öğrendi.
Edebiyat, Felsefe, Tarih, Psikoloji alanlarında o yaş için olağanüstü sayılacak bilgiler edindi. On dokuzuncu başladığı gazeteciliği ölümüne kadar sürdürdü. Belli başlı bütün gazetelerde fıkra ve makaleler, tefrika romanlar yazdı. Devlet kapısına bakmayıp, yalnız kalemiyle geçindi.
Ufak seyahatler bir yana, bütün ömrü İstanbul’da geçti. Gazetecilik dolayısıyla birçok siyasi sarsıntılara uğramıştır. Vefatında 3 ay önce, oğlu Merve Safa’yı kaybetmesi, ona büyük bir darbe oldu. 15 Haziran 1961’de beyin kanaması sonucunda ölen Peyami Safa, Edirnekapı mezarlığına gömüldü.
Eserleri :
Bir Mekteplinin Hatıratı, Karanlıklar Kralı , Gençliğimiz, Siyah-Beyaz (hikayeler), Sözde kızlar, şimşek, İstanbul Hikayeleri, Mahşer, Bir Akşamdı, Süngülerin gölgesinde, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Atilla, Fatih Harbiye, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar.
Anlatım Özellikleri :
Sürükleyici, duygusal, içten bir anlatım biçimi kullanılmıştır. Betimleme bölümlerinde çok uzun cümleler var. Yabancı sözcüklere yer verilmiş. Konuşma bölümlerinde dil sade.


G: YAZAR İLE YAPILAN BİR ROPÖRTAJ:

PEYAMİ SAFA
— Romanlarınızda bilhassa psikolojik konuların ve psikolojik tahlillerin ortaya atıldığı görülüyor. Sizi buna sevk eden sebep nedir? Bu işte muvaffak olduğunu za inanıyor musunuz?
— Öyle sanıyorum ki, benim romanlarımda insanların fizik ve ruh hareketlerine bağlı dav ranışları bütün halindedir; birbirini tamamlar lar. Bir bakıma dinamik bir ruh tahlili bahis mevzuudur. Romandaki hayatım dolgunlaştığı nispette, ruh tepkilerine ve bunların tahlilleri ne verdiğim ehemmiyet artar.Bu, klâsik mana da psikolojik roman değildir. Beden ve ruh hareketlerini paralel olarak hesaba katan bir romancının şahsî metodudur. Romanda, bu nev'i psikolojik tahlil şart olmadığı gibi, lüzum suz da değildir sanıyorum.
—Yeni bir roman hazırlıyor musunuz?
—Düşünüyorum.
—Sahibi bulunduğunuz Türk Düşüncesi dergisini hangi gayelerle yayımlıyorsunuz?
— Bizde on dokuzuncu asra has maddeci bir medeniyet telâkkisinin geriliğini anlatmak, mo dern batı fikir cereyanlarıyla temas kurmak, gerçek bir kültür ve medeniyet anlayışı içinde Türk fikir ve sanal hayatının gelişmesine çalış mak gayesiyle.
— Bugün için felsefe ve sanatın birbirle riyle olan münasebetini nasıl açıklarsınız
— Felsefe ile münasebeti olmayan hiçbir in san faaliyeti yoktur. Denebilir ki; âdeta insan felsefi bir hayvandır. Batıda da, bütün insan lar felsefi bir temele dayandılar.
— Dış âlemin düzensizliği, sizi sarsıyor, ümitsizliğe düşürüyor mu, sizi huzursuz bırakıyor mu?
— Bütün dünya, bir ölçü buhranı içindedir. Bu kendi kendisi hakkında verdiği hükmün inkılâp geçirdiği Batı medeniyetinin köklerini sarmış bir buhrandır. Serpintileri bize kadar geliyor. Şuuruma sahip olduğum gündenberi, insanın manasım tayin bakımından, şaşkına dönmüş bir dünya içinde olduğumu hissediyo rum. Bu beni huzursuz bırakıyor, fakat ümidi mi asla kesmiyorum. Dünyanın, bir asır evvel kaybettiği manevî inançları daha zengin bir an layış plânında yeniden kazanmak için, büyük hamleler yaptığını görüyorum. Türk Düşünce si dergisini çıkarmaya çabalamaklığım da, bu hamleye uzaktan da olsa iştirak etmek için dir. Ümitsiz, serçe parmağımızı bile kımıldata mayız.
— "Devrik cümleyi, gürel bulduğum için kulla nıyorum, dil kurallarından habersiz boyacının, bir simitçinin konuşmasındaki canlılığı, tazeliği sevdiğim için kullanıyo rum" diyenlere ve bunda ısrar edenlere ne cevap verirsiniz?
—Ciddî konuşmaya devam edelim..
— Sanatçı genel olarak çiğnenmemişten , alışılmıştan kaçınır. Kişiliği olmayan sa natçı olmadığına göre,sadece yeni olmak başarı sağlar mı?
—Sualiniz benim cevaplarımı da ihtiva ediyor Halk ağzı yeni değildir.Serbest nazım da yeni değildir. Ters cümle de yeni değildir. Ne muh teva, ne de şekil bakımından halis bir yenilik, yani sizin anladığınız manada orijinallik göre miyorum. Genç nesil içinde, az çok orijinal eserler verenler, göz boyacı, aldatıcı, şaşırtıcı yenilikler aramayanlar arasındadır. Yarının sa natını bunlar hazırlıyorlar.
— Yazılarınızda kolay ve rahat olunma ya dikkat eder misiniz?
— Gazete yazılarında e vet... Kitaplarımda oku yucuyu yormamak endi şesinden uzağım. Çapra şığı,en küçük unsurunu feda etmeden, sade bir şekilde ifade etmeye da ima çalışırım.Fakat, bu
nun mümkün olmadığı
yerlerde sadeliğe hiç bir değeri feda etmem.
— Bugün geçinmeniz yazı yoluyla mıdır?
—Yalnız yazı yoluyladır. 19 yaşımdan beri yal nız yazı yoluyladır.
— Server Bedi diye imzaladığınız roman serisi ne devam ediyor musunuz?
— Evet.Şimdi,Cingöz Recai'yi Merih yıldızı na göndermeyi düşünüyorum.
— Ruha inanıyor musunuz? Yani ruhun masalarda konuşmasına, hayaller hâlin de görünmesine, bizim insanî şahsiyeti miz gibi bölünmez bir bütün olduğuna ina nıyor musunuz?
Metapisişik ve spritizma bahislerini bundan ayırmak lâzımdır.Meseleyi çok karıştırır. Ru ha gelince, bunun maddeden ayrı olmaması mümkündür. Fakat bu madde, bizim duyuları mızın muhtevası içine giren kaba madde ola maz. İnsanın fâni tarafı, işte bu kaba madde lerdir.Ölümün mutlak olduğuna inanmıyorum. Zaten buna ciddî surette kimse inanmaz. Yok sa,insanı, hayvandan ayıran hareketlerin,yani medeniyetleri vücuda getiren hareketlerin hiç birine ne arzu ne de lüzum kalırdı. Manasız bir dünyada değiliz. Eğer bu manayı yaratan biz olsaydık, ruh hayatımızda madde ve tabi at çevresi arasında, bir dakika yaşamamızı im kânsız kılan bir barışmazlık olurdu. Ruh haya tımızın, çevreye intibak sde-bılmesi, bu çevre içinde, bizi böylece kabule hazır bir manaya pısı olduğunu gösterir.
— Yüzyıllardan beri polifonik musikinin ölmez eserlerini veren medeniyet karşı sında, bizim hâlâ tek sesli, mistik musiki mizi ve müzik kültürümüzü medeniyetin gittiği yola sevketmek için neler yapılma lıdır?
— Rica ederim, bu güzel mistik vasfını bugün kü, âdi, meyhane musikisinin yanında kollan mamız. Bizde, alaturka musiki taraftarları ço ğunluktadır. Fakat bu, alaturkanın yaşamaya devam ettiğini göstermez. Bilâkis, artık saz e seri veremeyen, büyük besteci yetistiremeyen ve sadece şarkıya inhisar eden alaturka son günlerini yaşamaktadır.Bugünkü, alaturka mu sikiye, eski alaturka üs-tadları da. Itriler, De deler hatta Tatyos Efendiler bile musikî diye mezlerdi Çünkü bugün bir tatyos bile yoktur. Böyle bir musiki ancak radyoda ve; gazino larda, çok defa keyif anlamını bir tamamlayı cısı olarak yaşıyorsa, gerçek sanat bakımın dan buna yaşama DiYENE. Bat! müziğine ge lince,bilâkis,onu sevenler ve anlayanlar çoğal maktadır. Türk bestecilerinin milletlerarası de ğer kazanan eserleri olduğu gibi Suna Kan a yarında şöhretim memleket sınırlan dışına ve çok uzaklara götüren virtiözlerimiz de yetişi yor.
Yaşayan musiki budur. Fakat, kendine has millî vasıflan taşıyan batı ölçülerine uygun bir Türk musikisinin henüz olanca dolgunluğu i!e, var olduğu söylenemez. Her araştırma dev rinin tereddütler: ve yaratma buhranları için deyiz

8 aralık 1955

24 yorum:

Adsız dedi ki...

çok güzel bir kitap :D

Adsız dedi ki...

Çok Güzel Bir Kitap.Tavsiye Ederim...

Adsız dedi ki...

harika saolun:)

Adsız dedi ki...

çok güzel kitap değil :P

Adsız dedi ki...

kitap güzel değil

Adsız dedi ki...

Her sitede farklı özet yazıyor kitaptaki tiplemeler değişiyor.

Adsız dedi ki...

hiç hoş bir kitap değil tavsiye etmem

Adsız dedi ki...

İşime yaradı sağolun:)

Adsız dedi ki...

ben bu kitabı okudum şahsen çok güzel

Adsız dedi ki...

bu kitap anlayana güzel...

Adsız dedi ki...

yazarın bacağı kesilmiyor, kurtuluyor fakat doktorlar tarafından bir daha yere basamayacağı söyleniyor.

Adsız dedi ki...

Kitap aslında güzel ama bu sitede diğer sitelerden farklı karakterler varmış gibime geldi şahsi düşüncem bu yönde

Adsız dedi ki...

çok iyi bir kitap herkeze tavsiye ederim ve bu siteden yararlanmış oldum teşekkür ederim:)

Adsız dedi ki...

çok güzel bir kitap

Sanem Kasap dedi ki...

Güzel bir kitap ve heyecan verici ama birazda sıkıcı

İbrahim dedi ki...

Okuduğum en rezalet kitap sonuna kadar süperdi son çok sama kızla evlenmesi gerekirdi.

Adsız dedi ki...

kitap çok kısa uzun olsaydı daha iyi olurdu

Adsız dedi ki...

bacağı kesiliyomu kesilmiyomu bi karar verin

Adsız dedi ki...

ÇOK GÜZEL BİR KİTAP TAVSİYE EDERİM :)

Adsız dedi ki...

saçma bir kitap gibi geldi

Adsız dedi ki...

çooook hoşuma gitti

ecem nur dedi ki...

saçmaaaaaa

Adsız dedi ki...

Kitap güzel ama bana biraz da saçma geldi..çok sıkıcı ve dili de oldukça ağır.ikide bir sözlükten baktırıyo..

Görkem Usta dedi ki...

süper bir kitap okumanızı isterim zevkle okuyun