Yaprak Dökümü

KİTABIN ADI YAPRAK DÖKÜMÜ
KİTABIN YAZARI REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ ANKARA CAD.NO:95 - İSTANBUL
BASIM YILI 1990



1.KİTABIN KONUSU:

Bu kitap, yaşam koşullarının ve çevrenin aile üzerindeki olumsuz etkilerini anlatmaktadır. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi aile bir ağaca benzetilmektedir. Yaprakların dökülmesi, aile bireylerinin yuvadan kopuşunu anımsatıyor.

2.KİTABIN ÖZETİ:

Cumhuriyet yıllarıdır. Ali Rıza Bey hiçbirşeye karışmayan, Babıali’de yetişmiş sıradan bir memurdur.İstanbul’da çeşitli memuriyetlerde görev yapmaktadır. Memur olarak çalışmaktan da gayet memnundur. Ne yazık ki acı dolu günler ardı ardına gelir. Önce annesini daha sonra da kızkardeşini kaybeder. Artık İstanbul onun için yaşanamaz hale gelir ve Suriye’ye gider. Belirli bir süre Suriye’de kaldıktan sonra Anadolu’ya çalışmaya gelir. Burada Hayriye Hanım ile tanışır ve onunla evlenir. Hayriye Hanım ile yaptığı evlilikten beş çocuğu olur. Trabzon dolaylarında çalışırken bir kkadın kaçırılması olayı yüzünden işten atılır. Çaresiz kalır ve İstanbul’a geri döner. İstanbul’da iş ararken eski bir tanıdığına, Muzaffer’e rastlar. Muzaffer Altın Yaprak Anonim Şirketinde müdür olarak çalışmaktadır. Hemen onu işe alır. Zamanla Ali Rıza Bey işe alışır. Muzaffer, Ali Rıza Bey’in arkadaşının kızına aşık olur. Onunla ilişkiye girer ve kızı kandırır. Bu olaydan ötürü Ali Rıza Bey çok utanır;kendini sorumlu tutar.Hemen işten ayrılır. İşten ayrıldığı gün büyük oğlu Şevket bir bankada memur olarak işe başlar. Ali Rıza Bey çocuklarının iyi yetişmesini arzulayan, ailesinin istediğini yapan, ama hiç sözü geçmeyen, sevilmeyen bir babadır. Leyla ve Necla’nın gözleri hep dışardadır. Bu yüzden aileyi hiç beğenmezler, evde sık sık kavgaya neden olurlar.
Şevket çalıştığı bankada daktilo görevinde çalışan bir memura aşık olur ve onunla evlenir. Babası bu evliliğe karşıdır. Sonuçta aile ikiye bölünür. Artık düğünden sonra kavgalar iyice sıklaşır.Ali Rıza Beyin çalışıp para kazanması gerekir.Bu yüzden eski çalıştığı Muzaffer’in yanına gider, ondan iş ister. Fakat Muzaffer buna karşı çıkar ve onu kovar. Ali Rıza Bey iyice yıkılır; bunalıma girer. Bir yandan Necla ve Leyla, Şevket’in karısıyla birlikte çeşitli çay partileri ve eğlence düzenlemektedirler. Bu partiler evdeki geçim sıkıntısını daha çok artırır. Evin büyük kızı Fikret bu geçim sıkıntısı ortamında iyice bunalmış, kendini kurtarmak için bile bile bir kaç çoçuk sahibi olan bir adamla evlenir, Adapazarı’na gider. Böylece ağacın yapraklarından biri düşmüş olur.
Ali Rıza Bey, Fikret’in evden ayrılmasıyla büsbütün yıkılır. Günler artık geçmez olur. Bir süre sonra da gelini evi terkederek ayrılır.Çünkü kendisi eğlenceye çok düşkündür. Ayrıca Necla ve kardeşi aynı adama aşık olurlar. Necla her zaman zengin olmayı istemiştir ve bu yüzden kendisini zengin bir tüccar olarak tanıtan Suriyeli ile evlenir. Kısa süre sonra aldandığını anlar. İçinde bulunduğu sefil hayattan kurtulmak için sık sık mektup yazar. İşte ağacın bir yaprağı daha dökülmüştür.
Ali Rıza Beyin oğlu Şevket ise bankadan çektiği paralar yüzünden hapse girer. Leyla ise bu sefaletten kurtulup para kazanmak için etini satar, kötü yola düşer. Hergün başka bir arabayla mahalleye gelir. Sonunda zengin bir avukatın metresi olarak yaşamaya başlar. Annesini de kendi yanına alır. Bu yaprak dökümü Ali Rıza Beye hafif bir felç geçirtir ve hastahaneye düşer. Leyla hemen babasını ziyarete gider, onu oradan çıkarır. Kısa sürede babası iyileşir.
Her fırsatta Ali Rıza Beyin arkadaşlarının kızı hakkında ileri geri konuşması, onu kahreder. Leyla’nın yanında mutsuz bir şekilde hayatını sürdürür.


3.KİTABIN ANA FİKRİ:

Toplumun bütünlüğü ve sağlığı açısından aile faktörünün ne denli önemli olduğu ve aile bireylerinin tüm olumsuzluklara karşı birlik ve beraberliğini bozmaması gerektiği anlatılmaktadır.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Ali Rıza Bey: Kendi çapında uğraşan, mütevazi, çocuklarının yetişmesini arzulayan; ailesinin istediğini yapan, ama onlara sözü geçmeyen bir babadır.

Hayriye Hanım: Ali Rıza Beyin hanımıdır. Ailenin menfaatine dokunan işlerde hiç şakası olmayan maddi ve hesaplı bir kadındır.

Şevket: Ali Rıza Beyin büyük oğludur. İyi bir öğrenim görmüştür. Bunların hepsini babasına borçludur. Babası gibi mağrurdur.

Leyla: Ali RIZA Beyin kızıdır. Çok genç ve çok güzeldir. Sefillikten kurtulmak için kötü yola düşer.

Olaylar gereğinden fazla uzatılarak okuyucunun sıkılmasına neden olmaktadır.


5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Genel itibariyle kitabı başarılı buldum,yalnız konusu ve olayları yaşantımızın her noktasında karşımıza çıktığı için çok çekici bulmadım. Belirli olaylar kitabın akıcılığını engel olmuş.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ni bitirdi (1912). Bursa’ da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra’ da öldü. İstanbul’ da Karacaahmet Mezarlığı’nda gömülü.

Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi

Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. Eserlerinin tam listesi için şu broşüre bakınız: Türkan Poyraz – Muazzez Albek, Reşat Nuri
Hikaye kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun,
Gezi yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966).

Oyunları içinde en ünlüleri Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Ziyafeti dir. Bütün eserleri ölümünden sonra, eşi tarafından, bir külliyat halinde yeniden bastırıldı.

ROMANLARI;
Gizli El (1922)
Çalıkuşu (1922)
Damga (1924)
Dudaktan Kalbe (1925)
Akşam Güneşi (1926)
Bir Kadın Düşmanı (1927)
Yeşil Gece (1928)
Acımak (1928)
Yaprak Dökümü (1930)
Kızılcık Dalları (1932)
Gökyüzü (1935)
Eski Hastalık (1938)
Ateş Gecesi (1942)
Değirmen (1944)
Miskinler Tekkesi (1946)
Harabelerin Çiçeği (1953)
Kavak Yelleri (1950)
Son Sığınak (1961)
Kan Davası (1955)

HİKAYE KİTAPLARI;
Tanrı Misafiri (1927)
Sönmüş Yıldızlar (1927)
Leyla ile Mecnun (1928)
Olağan İşler (1930)

GEZİ YAZILARI;
Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

100 aldım saol