Silahlara Veda

KİTABIN ADI: Silahlara Veda

KİTABIN YAZARI: Ernest Hemingway

YAYIN EVİ ADRESİ:

BASIM YILI:1992

KİTABIN KONUSU:
Bir teğmenin askerde yaşadığı kötü durumlar, karşılaştığı güçlükler ve yaşamış olduğu aşk hayatı.

KİTABIN ANA FİKRİ:
Silahlara Veda, Ernest Hemingway’in en ilgi çekici ve dokunaklı bir romanıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkım; acı ve feci durum; bunlarla ilgili olan sahneler güçlü bir gözlemin sonucu olarak ortaya konmuştur. Bu sahneler, okuyucuda savaşa karşı sonsuz bir nefret uyandırır. Romanın başlangıç ve sonuç bölümlerinde bulunan yağmur, hayatı olduğu kadar, ölümüde simgeler. Ölüm denilen gerçek anlaşılırsa, hayatın yaşanmaya değer güzellikte olduğu ve önemleri anları bulunduğu, okuyucuya bir mesaj olarak gönderilir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Roman kahramanlarından Frederick ve Catherine’in cesetleri, aşklarının trajik sonucu; İtalya cephesindeki savaş atmosferleri ve Caporette’deki yenilgi kolay kolay hafızalardan silinmeyecek olayları oluştururlar.

ŞAHISLAR:
FREDERİCK: Olayın kahramanıdır. Bir subaydır.
CATHERİNE: Frederick Henry ile tanışır. Hastanede görevli bir hemşiredir. Henry’e aşık olur. Aralarında büyük bir aşk başlar.

YAZARIN HAYATI HAKKINDA BİLGİLER:
18382’de doğdu. Babası sporla da uğraşan ir doktordu. Ernest’in de kendisi gibi bir doktor olmasını istiyordu. Orta öğrenimini tamamladıktan sonra “Kansas City Star” gazetesinde iş buldu.; iki ay sonra da bu işi bırakarak İtalya’ya gitti. Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. Bu günlerin ürünü olarakta “Silahlara Veda” adı romanını yazdı. 1919 yılında ağır yaralandı. Amerika’ya dönerek toronto Star gazetesinde yazmaya başladı; gazetesi tarafından muhabir olarak Ortadoğu’ya gönderildi. Bir süre Paris’te yaşadı. 1936 yılında İspanya’ya gitti. Eserlerinde gezip gördüğü yerleri iyi bir gözlem sonucu vermesini bildi. Romanların yanı sıra hikayeleriylede ün saldı. Amerikan hikayeciliğinde gerçekçiliğin öncüsü oldu. İhityar Balıkçı adlı eseriyle Nobel Ödülü’nü kazandı.




ÖZETİ:
Teğmen Frederick Henry ,İtalyan sınırında, bir italyan ambulans birliğinde çalışan genç bir Amerikalıydı. Yeni bir sldırı başlamak üzeredir. Henry, izinden karargaha döndüğünde arkadaşı tğemen Rinaldi, İngilizlerin oraa yeni bir hastene kurmak için bir kaç ingiliz hemşire gönderdiklerini söyler. Sonra da Henry’yi Catherine Barkle adındaki bir hemşire ile tanıştırır.
Henry işten vakit bula bildikçe , Catherine’yi görmeye gitmektedir. Bu içtenlikli tavırlı ingiliz kızından hoşlanmakta ise de ona aşık değildir. Henry, cepheye gitmeden önce genç hemşire , kendisine bir madolyon verir.
Milano’da doktorun Henry’I muayene etmesine fırsat kalmadan hemşireler genç adamın içki içmesini yasak etmişlerdir ama genç adam bir kapıcıyı kandırarak gizlice içki aldırtıp yatağının altına saklar. Catherine de Milano’daki hastahaneye gelmiştir. Henry ona aşık olduğuna hatırlar. Doktorlari Henry’yi dizinden ameliyat etmeden önce, altı ay yatakta sırt üztü yatması gerektiğini söylerler. Henry, ameliyatı ertesi gün yapabileceğini söyleyen başka bir doktorla görüşmek ister, bu arada da Catherine işlerini Henry’nin yanında bol bol kalabilecek şekilde ayarlamaktadır.
Ameliyattan sonra Henry, Milano’da bir zaman daha kalır. Catherine de onun yanındadır. Lokantalara gidip yemek yerler, araba gezintileri yaparlar. Henry geceleri yalnızlıktan sıkılmakta, huzuru kaçmaktadır. Catherine sık sık odasına gelip geceleri onunla geçirmeye başlamıştır.
Yaz yerini son bahara bırakmış, Henry’nin yaraları iyileşmiştir. Ekim’de Henry hastaneden çıkıp iyileşme devrini dışarıda geçirecektir. Catherine’le Henry, izni birlikte geçirmeyi tasarlamaktadır. Ama genç adam, hastaneden çıkmadan yine yaraları açılır. Başhemşire, Henry’nin hastahaneden çıkmamak için bile bile içki içip yaralarının azmasına neden olduğunu ileri sürer. Henry cepheye gitmeden önce geceyi Catherine’le birlikte bir otel odasında geçirirler. Genç kız ona hamile olduğunu söyler.
Henry çepheye döner, üç ambulansı hastane malzemesiyle doldurup güneye, Po vadisine gitme emirini almıştır. Askerlerin morali çok bozuktur. Rinaldi, Henry’nin dizinden yapılan ameliyatın başarılı olduğunu ileri sürer. Hery’nin nikahlanmadan evli bir adam gibi davranmaya başladığını söyler. Cephede, İtalyanlar Alman birliklerinin Avusturya birliklerii takviye ettiğini öğrenince Caperetto’dan ger çekilmeye başlar. Bu, tarihin en ağır geri çekilmelerinden biridir. Heny, hastahane malzemesiyl yüklü ambulanslardan birini kullanmaktadır. Güneye doğru geri çekilirken yoldaki tıkanıklıktan dolayı ambulans uzun süre yolda beklemek zorunda kalır. Henry, yolda iki İtalyan çavuşunu arabaya alır. Gece şiddetli yağan yağmur altında geri çekilme hareketi saatlerce devam eder.
Şafak sökerken Henry ana yodan ayrılıp Undin’e daha çabuk varabilmek amacıyla kestirme yollardan birine sapar. Ambulans yolun çamurlarına saplanır. Çavuşlar arabadan ayrılıp yollarına devam etmek isteselerde Henry kalıp arabanın çamurdan kurtarılmasına yardım etmelerini söyler. Çavuşlar buna yanaşmazlar ve kaçarlar. Henry ateş edip bir tanesini yaralar. Öbürü tarlalara doğru kaçarak kurtulur. Henry’nin yanın da yürüyen bir İtalyan ambulans şöförü, yaralı bir İtalyanı başının arkasından vurarak öldürür. Henry ve üç arkadaşı yürüyerek Udine’nin yolunu tutarlar. Udine karşıda görüldüğü sırada yanındaki arkadaşlarından biri , bir İtalyan, kurşunuyla ölür. Öbürleri bir ahırda saklanıp ortalıkta el ayak çekildikten sonra yola koyulurlar. Udine’nin içinden geçip Tagliemento nehrine doğru uzanmakta olan askerlere yetişeceklerdir.
Artık İtalyan ordusu tam bir keşmekeş içinde bulunmaktadır. Askerler silahlarını yere fırlatmakta , subaylar hırsla apoletlerini söküp atmaktadırlar. Taglimento nehrinin üzerinden geçen tahta köprünün öbür tarafında askeri bir mahkeme kurulmuştur. Orduya ve rütbeye hakaret eden subaylar hemen muhakeme edilip kurşuna dizilmektedir. Henry de bunların arasındadır, ama bir kolayını bulup nehre atlayarak kurtulur. Venedik ovasını yürüyerek geçer, sonra bir yük trenine atlayıp Milano’ya gelir. Yattığı hastahaneye uğrar, İngiliz hemşirelerin Stresa’ya gönderildiğini öğrenir.
Caperetto’dan geri çekildikeleri sırda Henry, silahlara vede etmiştir. Milano’da bir Amerikan arkadaşından sivil elbiseler satın alır. Trenle Stresa’ya gider, orada izne çıkmış olan Catherine’i bulur. Henry’I kaldığı otelin barmeni, resmi makamların onu orduya terk suçundan ertesi sabah tevkife hazırlandıklarını haber verir. Onlara sandalını kiralamayı önerir. Bununla Catherine ve Henry İsviçre’ye geçebilirlerdi. Henry, bütün gece kürek çeker . Sabahleyin elleri yara bere içindedir, öyle ki, kürek çekmek şöyle dursun küreklere dokunmasına bile imkan yoktur. Henry’nin karşı koymasına aldırmadan Catherine küreğe geçer. Sağ salim İsviçre’ye varırlar, hemen tutuklanırlar. Henry, kürek çekmesini seven bir sporcu olduğunu ve kış sporları yapmak için İsviçre’ye geldiklerini söyler Henry ile Catherine’nin belgelerini tamam oluşu başlarının derde girmesini önler.
Sonbaharın geri kalan günlerinde ve kışın Montreux dolaylarında bir otelde kalırlar. Evlenme işinide konuşurlar, ama Catherine çocuğunu dünyaya getirmedikçe nikah memurunun karşısına çıkmak istemez. Kayak yaparlar, gezerler, gelecek için güzel şeyler düşlerler.
Catherine’nin doğum yapacağı zaman yaklaşınca bir hastahaneye yakın yerde bulunmak amacıyla Lausanne’ye giderler. İlkbaharda Montreux’ye dönmeyi düşünürler. Hastahanede Catherine’in sancıları çok fazla olduğu için doktor, onu bayıltmak zorunda kalmıştır. Saatlerce süren sancılardan sonra Catherine ölü bir çocuk dünyaya getirir. Hemşire, Henry’yi karnını doyurması için dışarıya göndermiştir. Tekrar hastahaneye döndüğü zaman Catherine’in bir kanama geçirdiğini öğrenmiştir. Odasına gidip catherine ölünceye kadar onun yanında kalır. Henry’nin yapacağı bir şey yoktur, konuşacak bir kimsesi, gideceh bir yeri de yoktur. Catherine ölmüştür artık. Hastahaneden çıkar, karanlıkta ağır ağır oteline doğru yürür. Yağmur yağmaktadır.

Hiç yorum yok: